Almanya’nın 8 Ekim’den bu yana soykırım destekçiliği polis şiddetliyle de kendini gösterdi

Alman yönetimi, devletin Gazze’deki insani krizi görmezden gelmesi ve Orta Doğu politikasının uluslararası hukuka, anayasaya ve daha geniş bir tarihsel sorumluluk anlayışına dayanması gerektiği yönündeki çağrılarını artırdı.

Son olarak, eski İsrail büyükelçisi Ilan Baruch’un da aralarında bulunduğu çok sayıda Alman uluslararası hukuk, siyaset bilimi ve diplomatik uzmanı, hafta başında bir bildiri yayınlayarak İsrail’e koşulsuz destek politikası çağrısında bulundu.

Açıklamada, mevcut İsrail hükümetinin, özellikle Gazze’deki, özellikle Gazze’deki savaş suçları söz konusu olduğunda, mevcut İsrail hükümetinin tüm eylemlerine koşulsuz destek sağlayamayacağı uyarısında bulunuldu.

Öte yandan Alman siyasetçilerin her koşulda İsrail’i destekleme kararlılığı devam etti.

Başkan Frank-Walter Steinmeier, Berlin’deki İsrail mitinginde yaptığı konuşmada, Yahudi yaşamının korunmasının tarih karşısında kendine özgü sorumlulukları ve görevleri olduğunu söyledi. dedi.

Başbakan Friedrich Merz, Alman Merkez Konseyi’nin Alman Merkez Konseyi’nin İsrail devleti lahitinin 75’inci yıl dönümünde İsrail devletinin desteğinin yinelenmesiyle bu durumun müzakere edilemeyeceğini söyledi.

“İsrail devletinin varlığına ve güvenliğine olan bağlılığımız, ülkemizin kuruluşunun tartışılmaz bir parçasıdır.” dedi.

Dışişleri Bakanı Johann Wadephul Federal Meclis’te yaptığı konuşmada, “Almanya, silah teslimatı da dahil olmak üzere İsrail devletini desteklemeye devam edecek” dedi. İsrail’e koşulsuz desteğini yineledi.

Eski Başbakan Olaf Scholz, Almanya’nın İsrail’e verdiği desteğin “devlet aklı” olduğunu öne sürerek, “Almanya için şu anda tek bir yer var. dedi.

Savunma Bakanı Boris Pistorius, İsrail’e verdiği desteğin “tartışmasız” olduğunu söyledi.

Almanya’nın soykırım tarihi, ülkeyi UAD’de soykırımcı İsrail ile konumlandırdı

Almanya, 80 yıl önce Yahudilere yönelik soykırımın utancıyla baş etmeye çalışırken, İsrail’in Gazze’deki soykırım iradesi, Lahey’de Uluslararası Adalet Divanı’nın (UAD) tutumuyla Lahey’in iradesini ortaya koydu.

İsrail’e silah sevkiyatını sürdüren Almanya, Güney Afrika Cumhuriyeti’nin UAD’sinde İsrail’e yönelik İsrail yanlısı soykırıma bulaştı.

Almanya’nın İsrail’e verdiği silah desteği de Uluslararası Mahkeme’ye taşındı. Latin Amerika ülkesi Nikaragua, Almanya’yı geçen yıl Gazze Şeridi’nde yaşanan soykırıma ortak olmakla suçlayarak UAD’ye dava açtı.

Son olarak Birleşmiş Milletler (BM) Bağımsız Soruşturmalar Komisyonu’nda İsrail’e soykırım olarak nitelendirildi. Buna dayanarak Nikaragua’nın Almanya’ya karşı Almanya’ya karşı mahkum edilme ihtimali gündeme geldi.

Başbakan Angela Merkel’in danışmanı ve Almanya’nın daimi temsilcisi Christian Heusgen, özellikle bazı aydınlar, Almanya’nın soykırımı desteklemekten mahkum edilebileceği uyarısında bulundu.

Filistin’i destekleyenlere acımasız polis şiddeti

Almanya’da devletin İsrail’le yürüttüğü politikaya karşı halk, Filistin’e destek vererek sesini yükseltti.

Berlin’in başkenti Berlin’de Gazze’de 8 Ekim 2023’ten bu yana devam eden soykırıma karşı 300’ün üzerinde Filistinliye destek düzenlendi.

Bu gösterilerin çoğunda polis şiddete başvurdu, biber gazı kullandı ve köpek kullandı.

15 Nisan 2024’te başbakanın önünde Filistin’e destek verenlere yönelik sert polis müdahalesi görüntüleri infial yarattı.

6 Ekim 2024’te gerçekleştirilen gösteride polisin protestoculara yoğun biber gazı sıkması, sosyal medyada ve kamuoyunda büyük eleştiri aldı.

26 Nisan 2024 gösterilerinde protestoculara yönelik şiddet foto muhabirlerinin çektiği karelerle belgelendi. Düşünün, polis protestocuların boğazını sıktı ve gözlerini kapatarak tutukladı, yere düşen protestoculara tekme ve yumruk attı.

Özellikle 28 Ağustos’ta polis göstericilerin boğazını sıkarak yere yatırmış, bir göstericinin burnuna yumruk atmış ve fotoğrafları, sokağın sesini kesmek için kullanılan simgenin görüntüleri arasında yer alıyordu.

Polis bazı gösterilerde Arapça müziği yasaklarken, tüm elektronik cihazlara gözdağı verdiği bilinen Filistinli destekçilerin evlerine baskın düzenledi. Ayrıca polisin, 12 Nisan 2024’te toplanması planlanan ancak Filistin Kongresi’nin başlamasından kısa bir süre sonra binanın elektriğini kesmesi gibi soykırım yanlılarının da polis eliyle yaptığı örnekler arasındaydı.

Polis, kurallara uyulmadığını ve gösterinin kamu güvenliğine zarar vereceğini savunarak, kendisi hakkındaki tüm şikayetlerde savcılığa şikayette bulunarak protestocuların kendilerine saldırdığını iddia etti.

Filistin’e verilen destek sıklıkla şiddet kullanılarak dağıtılırken, Alman siyasetinde Filistin’i eleştiren sesler sıklıkla “Yahudi karşıtlığı” suçlamasıyla bastırıldı.

Soykırıma rağmen silaha destek

Almanya’nın İsrail’e verdiği destek, İsrail’in Gazze’deki soykırımına ortak olduğu gerekçesiyle uluslararası mahkemeye taşındı.

Nikaragua, UAD öncesinde Almanya’yı Gazze Şeridi’ndeki soykırıma ortak olmakla suçlarken, Almanya’dan İsrail’e silah kısıtlamasına gitme kararı çıktı.

Ancak İsrail’in saldırıları sonucunda ölenlerin sayısı 67 bini geçerken, Almanya’nın kararı aslında silah sevkiyatını durdurmadı.

Merz hükümeti eski Başbakan Olaf Scholz döneminde verilen yetkilere başvurmaya devam ediyor.

Alman hükümeti bu onayların yalnızca “diğer askeri teçhizat” için olduğunu, bunların “savaş silahları” için olmadığını iddia ediyor.

Siyaseti sivil topluma karşı yürütmek

“İsrail’in güvenliği Almanya’nın devlet politikasıdır” (Staatsraeson) ilkesini benimseyen Almanya’da, ülkede yaşayan Yahudilerin de İsrail’i eleştirmesi ve barış çağrısı yapması sakıncalıdır.

Alman gazeteciler, akademisyenler, sanatçılar ve sivil toplum temsilcileri, Filistin halkının dayanışmasının ve desteğinin kırıldığı yönündeki açıklamalar nedeniyle özgürlük ve hukukun üstünlüğü ilkelerinin aşınmasıyla sınanıyor.

Filistin toplantısına katılmak üzere Berlin havaalanına gelen Glasgow Üniversitesi Alman hükümetinin Filistinli rektörü, cerrah Gassan Abu Sitte’nin ülkeye girişine izin verilmemesiyle örneklendi.

Alman Ukrayna-Gazzino çelişkisi

Berlin yönetimi, Rusya-Ukrayna savaşında “özgürlük” ve “çatışma yerine diplomasi” söylemlerine ağırlık verirken, Gazze’deki insani felaket karşısında aynı dili kullanmadı.

Eski Dışişleri Bakanı Analena Baerbock’u Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısını her fırsatta kınarken, “Rusya’nın saldırıları insanlığa saldırıdır”. dedi.

Ancak Baerbock, İsrail’in Gazze saldırılarını hiçbir zaman kınamazken, İsrail de meşru gerekçeler aradığı halde hastaneleri hedef alıyor.

Rusya’nın Rusya-Ukrayna savaşında savaş suçları işlediği dönemde Alman siyasetçiler Gazze için aynı söylemi kullanmaktan her zaman kaçınmış ve İsrail’in savunma hakkı söyleminden taviz vermemiştir.

Başbakan Merz, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin kararı nedeniyle “zamanımızın en ağır savaş suçlusu.” Binyamin Netanyahu, İsrail Başbakanı’nın mahkemedeki ifadesini kullanırken aynı kararı görmezden geldi.

Merz, Netanyahu’nun talimatına rağmen onu Almanya’ya davet etti ve güvence altına aldı.

Anketler Alman halkının tedirginliğini ortaya koyuyor

Almanya’da yapılan anketler kamuoyunun İsrail’e verilen ilgisiz destekten rahatsız olduğunu gösteriyor.

Son olarak kamu yayıncısı ARD Televizyonu tarafından gerçekleştirilen anket, katılımcıların çoğunluğunun Filistin’in bir devlet olarak tanınmasını istediğini ve Avrupa Birliği’nin (AB) İsrail ile ticaret ve gümrük anlaşmalarının askıya alınmasını önerdiğini gösterdi.

Ankete katılanların yüzde 55’i Filistin’in devlet olarak tanınmasını desteklerken, karşı çıkanların oranı yüzde 20’de kaldı.

AB’nin İsrail’e yönelik yaptırım planlarını desteklemesi istenen katılımcıların yüzde 55’i, Almanya’yı AB’nin İsrail ile ticaret ve gümrük anlaşmalarını askıya alma önerisini desteklemeye çağırdı.

Raporda Almanların yüzde 63’ü İsrail’in Gazze saldırılarının “çok uzakta” olduğunu düşünüyor.

Facebook
Twitter
LinkedIn
WhatsApp
Popüler Firmalar
Güncel Haberler
İşbirliği ve reklam için Teams | Telegram | Whatsapp bizimle hemen iletişime geçebilirsiniz.